alan adı (domain) ticareti caiz mi?
İnternete bazı kişiler alan adlarını (domain) kaydettirip bu isme ihtiyaç duyan başka birisine veya başka bir alan adı tüccarına satıyor. Bu ticaret dinimizde caiz mi? Alan adı ticareti hakkında aşağıdaki bilgileri de dikkate alarak cevaplayınız.
Doğru cevabı verebilmek için alan adları ve alan adı ticareti hakkında bilgi sahibi olmak gerekir. Eğer fetva verecek hoca efendi sadece kendi bilgilerine dayanarak cevap verirse yanılabilir, çünkü alan adı ticareti, ilk bakışta haram olmayan bir varlığın ticareti gibi görünmektedir. Bu yüzden mutlaka uzman kişilere danışmak gerekir, ancak bu konuda tarafsız uzman bulmak neredeyse imkansız gibidir. Çünkü alan adı ticaretinde uzman olarak görünen kişiler bu işten para kazanan veya para kazanma hayali ile bu işi yapan kişilerdir.
Alan adı en basit anlatımla, bir internet sitesinin adıdır. Mesela “fetava.org” gibi. Alan adları tam olarak sahip olunmaz, alan adını dağıtan yetkili kuruluşlardan yıllık bedelle kiralanır. Genellikle, ilk mücacat eden kişi, sürekli olarak temel kira ücretinden kiralama hakkı elde etmiş olur. Aynı isim farklı zamanlarda, farklı kişiler tarafından da sahip olunmak (aslında kiralama hakkı) istenebilir, bu durumda isme sahip olmak isteyen kişi, mevcut sahibinden yüksek bir bedelle bu ismi devir alabilir. Bu durum alan adı ticareti pazarını oluşturur.
1- Alan adı alıp satarak para kazanmak isteyen kişi, ileride bir başkasının ihtiyaç duyabileceği alan adını satın alır ve bekletir, ihtiyaç duyan kişiye yüksek bedelle satmayı hedefler. Bu, internette değer üretmeyen, aksine kaynak israfına yol açan spekülatif bir davranıştır. Bir araştırmaya göre (kaynak) toplam alan adlarının sadece %15’i çalışan bir siteye aittir. Bu durumda, alan adı ticareti bir çeşit ihtikardır.
2- Alan adı alım satımı, üretmeyi değil, rant ekonomisini teşvik eder. Kısa yoldan para kazanmayı vaat eder. 10 dolara alan adı alıp 1 milyon dolara satma hayali kurdurur.
3-Alan adı ticareti, aslında umut ticaretidir. On dolar gibi tescil ücreti ile alan adını tescil ettirip binlerce, milyonlarca dolara devren satma hayali ile yatırım yapılır, ancak gerçekte yüksek bedelle satılma hayali ile alınan alan adları satılamaz, tescil süresi sonunda silinir. Tüm dünyadaki satılık (önceden tescil edilip satılmak istenen) alan adlarının bir yıl içinde ancak %1’i satılır. %99’u satılamaz, ya yıllık yenileme ücreti ertesi yıl tekrar satılmaya çalışılır ya da zarar kabul edilip isim terkedilir.
4- Alan adı ticareti, aldatma ve kandırmaya müsaittir, alıcılarn ve satıcıların bilgili olmadığı bu pazarda, satıcının, daha az bileni kandırılma potansiyeli vardır. Değersiz alan adları değerliymiş gibi pazarlanabilir.
5- Alan adı ticaretini yanlış anlayan birçok kişi, başkasına ait marka adları tescil ettirip satmaya çalışıyor ve hukuki süreçlerle karşılaşıyor. Alan adı alıp satarken bir başkasının fikri mülkiyet hakkına tecavüz edilmemelidir.
Bu mesele klasik fıkıhta doğrudan karşılığı bulunmayan yeni (nevâzil) meselelerden biridir. Dolayısıyla hüküm verilirken alan adının hukukî mahiyeti, ekonomik fonksiyonu ve fiilî uygulaması birlikte değerlendirilmelidir. Sırf “alan adı satılıyor, öyleyse satımı da caizdir” yahut “maddi olmayan bir şeydir, satılamaz” şeklindeki peşin hükümler isabetli olmayacaktır.
Aşağıdaki metin, fetva üslubunda kaleme alınmış, ihtiyatlı ve dengeli bir cevap örneğidir.
Alan Adı (Domain) Ticareti Hakkında Düşüncelerimiz
Soru: İnternette bazı kişiler, ileride başkalarının ihtiyaç duyabileceğini düşündükleri alan adlarını (domain) tescil ettirip bunları yüksek bedellerle satmaktadırlar. Bu şekilde alan adı ticareti yapmak dinen caiz midir?
Cevap:
Alan adı (domain), teknik olarak bir internet sitesinin internet üzerindeki adresidir. Alan adı üzerinde mutlak mülkiyet söz konusu olmayıp, yetkili kuruluşlardan belirli sürelerle kullanım hakkı (lisans/kiralama hakkı) elde edilmektedir. Dolayısıyla burada satılan şey, bizzat alan adının mülkiyeti değil, kullanım hakkının devridir.
İslam hukukunda, meşru bir hak veya menfaatin belirli şartlar altında devredilmesi prensip olarak caiz görülmüştür. Ancak her hak devrinin meşru kabul edilebilmesi için toplum yararına uygun olması, haksız kazanca, aldatmaya ve başkalarının haklarını engellemeye dayanmaması gerekir.
Bu itibarla, bir kimsenin kullanmak üzere aldığı veya üzerinde gerçekten değer ürettiği bir internet alan adını sonradan başkasına devretmesinde dinen bir sakınca görülmez. Aynı şekilde, kurulmuş bir internet sitesiyle birlikte alan adının devredilmesi de satılan işletmenin veya dijital varlığın bir unsuru olarak değerlendirilebilir.
Buna karşılık, yalnızca ileride bir başkasının ihtiyaç duyabileceği düşüncesiyle çok sayıda alan adını tescil ettirip bunları uzun süre atıl bırakmak ve ihtiyaç sahiplerine yüksek bedellerle satmayı hedeflemek farklı değerlendirilmelidir. Bu uygulama, herhangi bir mal veya hizmet üretmeden sırf isimleri piyasadan çekerek değer kazanmasını beklemeye dayanan spekülatif bir kazanç şeklidir. Nitekim uygulamada tescil edilen alan adalarının önemli bir kısmı herhangi bir internet hizmetinde kullanılmamakta, yalnızca satış amacıyla bekletilmektedir. Bu durum dijital kaynakların verimli kullanılmasını engellediği gibi, bazı yönleriyle ihtikâr ve haksız kazanç tartışmalarını da gündeme getirmektedir.
Ayrıca bu piyasa, yüksek kazanç vaadiyle birçok kişiyi gerçekçi olmayan beklentilere sevk edebilmekte; düşük bedelle tescil edilen alan adlarının milyonlarca liraya satılabileceği düşüncesiyle spekülatif yatırımları teşvik edebilmektedir. Oysa fiilî veriler, satış amacıyla alınan alan adlarının çok küçük bir kısmının alıcı bulabildiğini, büyük çoğunluğunun ise satılamadan süresinin dolduğunu göstermektedir. Bu yönüyle alan adı ticareti, üretim ve katma değer oluşturmaktan ziyade rant beklentisine dayalı bir yatırım alanına dönüşebilmektedir.
Diğer taraftan, alan adı piyasası aldatma ve bilgi asimetrisine de oldukça açıktır. Teknik bilgiye sahip olmayan kimselere gerçekte ekonomik değeri bulunmayan alan adalarının yüksek değer taşıdığı izlenimi verilerek satış yapılması, İslam hukukunun yasakladığı tağrîr (aldatma) ve ğabn kapsamında değerlendirilir ve caiz değildir.
Bunun yanında, başkalarına ait marka, ticaret unvanı veya tanınmış isimlerin alan adı olarak tescil edilip hak sahiplerinden bedel talep edilmesi ise açık bir hak ihlali olup dinen de meşru değildir. Böyle bir kazanç, başkasının hakkını haksız şekilde elde etmeye dayandığından caiz sayılamaz.
Sonuç olarak;
- Gerçek bir ihtiyaç için alınan veya üzerinde meşru bir dijital faaliyet yürütülen alan adının daha sonra devredilmesi caizdir.
- Kurulu bir internet sitesi veya dijital işletmenin unsuru olarak alan adının satılması da caizdir.
- Ancak sırf başkalarının ihtiyaç duyabileceği isimleri önceden tescil ettirip piyasadan çekerek yüksek bedellerle satmayı amaçlayan, üretime katkı sağlamayan ve spekülatif kazancı esas alan alan adı ticaretinin İslam ahlakı ve muamelat ilkeleriyle bağdaşmadığı kanaati ağır basmaktadır.
- Özellikle başkasına ait marka ve fikrî hakları hedef alan alan adı tescilleri ise hak ihlali niteliğinde olduğundan caiz değildir.
Bu sebeple müminlerin, emek, üretim ve gerçek ekonomik faydaya dayalı kazanç yollarını tercih etmeleri; toplumun ihtiyaçlarını istismar eden, spekülasyon ve haksız kazanç ihtimali yüksek uygulamalardan kaçınmaları dinî ve ahlâkî bakımdan daha uygun olacaktır.
والله تعالى أعلم بالصواب