Namazlardan sonra yapılan tesbihat ve dualar, namazın asli bir parçası olmamakla birlikte İslam geleneğinde makbul ve faziletli ibadetler arasında yer almaktadır. Hz. Peygamber (s.a.v.), birçok konuda olduğu gibi bu konuda da ümmetine önemli tavsiyelerde bulunmuştur. Bu tavsiyelerin başında ise beş vakit farz namazdan sonra yapılan tesbihat gelmektedir.
Hz. Peygamber (s.a.v.)’in, her namazın ardından üç defa istiğfarda bulunduğu ve şu duayı okuduğu rivayet edilmiştir:
“Allahümme entes selâmü ve minkes selâm, tebarekte yâ zel-celâli ve’l-ikrâm.”
(“Allah’ım, selâm sensin; selâmet de ancak sendendir. Mübareksin. Ey celâl ve ikram sahibi!”)
— Müslim, Mesâcid, 135.
Yine bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Kim, her farz namazdan sonra otuz üç defa ‘Sübhânallah’, otuz üç defa ‘Elhamdülillah’, otuz üç defa da ‘Allahu ekber’ der ve yüze tamamlamak için, ‘Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdu ve hüve alâ kulli şey’in kadîr.’ derse, deniz köpüğü kadar çok da olsa günahları affedilir.”
— Müslim, Mesâcid, 143.
Bir başka hadis-i şerifte ise, bu tesbihatı düzenli olarak yapan kimsenin ecrine başka hiçbir kimsenin ulaşamayacağı belirtilmiştir:
“Zikirleri yapanların bu derecesine ulaşacak başka kimse yoktur; ancak o zikirleri yapan kadar veya daha fazlasını yapan kimse hariç.”
— Müslim, Mesâcid, 144.
Tesbihatı Müezzin Eşliğinde Yapmanın Hükmü
Asr-ı Saadet döneminde Hz. Peygamber (s.a.v.) tarafından Mescid-i Nebevî’de görevlendirilen müezzinler bulunmaktaydı. Bilâl-i Habeşî, Abdullah b. Ümmi Mektûm ve Ebû Mahzûre bu sahabelerden bazılarıdır. Bu müezzinler, namaz vakitlerini ilan etmek üzere ezan okur ve farz namazlardan önce kamet getirirlerdi.
Ancak bu müezzinlerin, namazlardan sonra cemaate topluca tesbihat yaptırdıklarına dair sahih rivayetlerde açık bir bilgi bulunmamaktadır. Bununla birlikte, İslam tarihi boyunca cemaatin tesbihatı ihmal etmemesi ve özellikle bilmeyenlere rehberlik etmek amacıyla bazı bölgelerde müezzinlerin eşliğinde toplu tesbihat uygulaması yaygınlık kazanmış ve zamanla yerleşik bir gelenek hâlini almıştır.
Bu uygulamanın temel amacı, Hz. Peygamber (s.a.v.)’in teşvik ettiği tesbihatı cemaatle birlikte yapmak ve Allah’ı birlikte zikretmektir. Bu yönüyle dinî bir sakınca içermemekte, aksine ihmal edilmemesi gereken güzel bir ibadet olarak değerlendirilmelidir.
