Fetava

Yükleniyor...
Miladi Takvim

Beytullah’ta Ben!

Beytullah’ta Ben: Haccın Gönüldeki Yansımaları Üzerine Şiirsel Bir Tecrübe

Cengiz Numanoğlu’nun “Beytullah’ta Ben” adlı şiiri, klasik bir hac anlatımının çok ötesinde, derin manevî tefekkürle yoğrulmuş bir kalp yolculuğudur. Bu şiir sadece bir seyahatin değil; bir uyanışın, arınmanın ve teslimiyetin izlerini taşır. Dizeler boyunca okur, kendini sadece Mekke topraklarında değil; âdeta kalp ile Arş arasında salınan bir kulluk atmosferinde bulur.

  1. Hac Birliktir: Diller, Renkler ve Kalpler Arasında Tevhîd

Şiir, “Bir sancak altında kaç milyon insan…” dizesiyle başlar ve hacıların etnik, dilsel ve sosyal farklılıklarına rağmen tevhîd sancağı altında nasıl bir beden ve ruh birliğine kavuştuğunu resmeder. Hac, insanlığın renkli mozaiğinin Allah huzurunda nasıl tek renge büründüğünü, kardeşlik zemininde nasıl eşitlendiğini gösterir. Şair, bu birlikteliği “tek yürek, tek beden, tek can” olarak tanımlar. Bu vurgu, İslâm’ın evrenselliğini ve ümmet bilincini estetik bir şekilde ortaya koyar.

  1. Hac Aşktır: Vuslat Arzusu ve Ruhsal Yanış

“Dillerde bir soru: Vuslat ne zaman?” dizesi, hac yolculuğunu bir aşkın ve arayışın sembolü olarak gösterir. Bu aşkın kaynağı Allah’tır. Şair, Arafat’taki yakarışları, tavaftaki döngüyü, şeytan taşlamadaki mücadeleyi hep bu ilâhî vuslata bir hazırlık olarak sunar. Her nefeste Kur’an, her adımda dua ve her kalpte aşk vardır. Hac, böylece sadece bir ibadet değil, bir vecd ve cemâl arayışına dönüşür.

  1. Hac Teslimiyettir: Dönüşüm ve Arınma

Şiirin birçok kıtasında haccın arındırıcı boyutu vurgulanır. “Çekildi kanımdan şeytan-ı kebîr…” dizesi, nefsin dizginlendiği, kalbin parlatıldığı bu yolculukta insanın asıl düşmanıyla yüzleştiğine işaret eder. Hac, dünyevî yüklerin atıldığı, riya ve gururun silindiği, kulun Rabbine “hakkıyla kul” olma çabasıdır. Şair, gözyaşlarıyla yoğrulmuş bu ibadetin neticesinde kalbindeki pasın temizlendiğini ve gerçek huşunun tadıldığını dile getirir.

  1. Hac Kulluktur: Rütbesiz Secde, İsimsiz Teslimiyet

“Yan yana secd’eder, sultanla köle” dizesi, haccın sosyal eşitlik yönünü güçlü bir biçimde ortaya koyar. Beytullah’ta makam, mevki, rütbe yoktur. Herkes aynı ihramla, aynı toprağa yüz sürer. Bu, insanın yaratılış hakikatine dönüşüdür. Kâbe’nin çevresinde dönen kalabalık, meleklerle insanın karıştığı bir ilâhî devrân gibidir.

  1. Hac Hatırlamaktır: Kâlû Belâ’dan Gelen Çağrı

“Unutmuştum Kâlû Belâ sözümü; gör ki hatırladım… Beytullah’ta ben…” dizesiyle şair, insanın hakikatte bir misak üzere yaratıldığını hatırlatır. Hac, bu ahdi yeniden hatırlama, dünya unutturmuşsa da kalbi yeniden uyandırma vesilesidir. Bu farkındalıkla şair, kendini dünyada yaşarken âhiretin eşiğine ulaşmış gibi hisseder.

  1. Hac Bir Özlemdir: Beden Mekke’de Olmasa da Kalp Oradadır

Son kıtada yer alan “Bedenim Kâbe’den uzakta amma; gönlümü bıraktım…” ifadesiyle hac, bir mekânda sınırlı ibadet olmaktan çıkar, bir ömürlük hasret ve sadakat hâline gelir. Hacdan dönen kul için artık hayat, “hacı kalmak” sorumluluğudur.

Bu vesile ile şair Cengiz Numanoğlu’nu hayırla yad ediyor, kendisine yüce Allah’tan rahmet diliyorum.

Habip YAZICI